Türkiye-ABD ilişkileri

Türkiye-ABD ilişkileri
  Mehmet KOÇAK
  5 Haziran 2021 Cumartesi
YAZAR'A AİT DİĞER YAZILAR
İNTİHAR ETMEDEN ALLAH’A OLAN İNANCINI GÖZDEN GEÇİR
21 Mayıs 2021 Cuma
ORUÇ NEFİSLERİ TERBİYE EDER
9 Nisan 2021 Cuma
ORUÇ NEFİSLERİ TERBİYE EDER
9 Nisan 2021 Cuma
Mösyö Macron unutma; ``Rüzgâr eken fırtına biçer``
2 Kasım 2020 Pazartesi
Macron`dan Wilders`e Avrupa`daki İslam düşmanlığı
28 Ekim 2020 Çarşamba
Doğu Akdeniz’deki fay hatlarında AB’nin sınavı
25 Eylül 2020 Cuma
Türkiye’ye karşı ‘Şer İttifakı’ devrede
27 Ağustos 2020 Perşembe
Ebulfez Elçibey kimdir?
22 Ağustos 2020 Cumartesi
Bay Biden`ın kast ettiği o muhalefet
20 Ağustos 2020 Perşembe
Lübnan’da iç savaş başlar korkusu (!)
10 Ağustos 2020 Pazartesi
Libya gerilimi savaşa dönüşür mü?
7 Ağustos 2020 Cuma
İhanetler, oyunlar ve Srebrenica
14 Temmuz 2020 Salı
İsrail’in Filistin ateşine ABD çırası
16 Haziran 2020 Salı
KIRIM TATAR TÜRKÜNÜN
19 Mayıs 2020 Salı
kıtlık ve açlık
14 Mayıs 2020 Perşembe
Uyarıyorum: Herkes haddini bilecek
3 Mayıs 2020 Pazar
Küresel sistemin paradoksları
21 Nisan 2020 Salı
Dünya yeniden şekillenmenin eşiğinde
11 Nisan 2020 Cumartesi
Yol gösterici bazı örnekler
8 Nisan 2020 Çarşamba
İddialar, kurgular ve enteresan gerçekler
2 Nisan 2020 Perşembe
Dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor?
31 Mart 2020 Salı
Srebrenica, seni unutmam, unutamam
10 Temmuz 2019 Çarşamba
Türkiye güçlü olduğunu gösterdi
23 Mart 2018 Cuma
Kiminle nereye kadar?
20 Ocak 2018 Cumartesi
Türkiye ile ABD arasındaki krizler
16 Ekim 2017 Pazartesi
Şaşkın ördek tersten dalar
7 Nisan 2017 Cuma
Yine Merkel.
7 Şubat 2017 Salı
Irak’ı kim yönetiyor?
16 Ocak 2017 Pazartesi
İşte size bir Avrupa analizi
9 Ocak 2017 Pazartesi
Dış politika
13 Aralık 2016 Salı
Bizi istemeyeni, biz de istemeyiz!
29 Kasım 2016 Salı
AB’de dağılma korkusu
21 Kasım 2016 Pazartesi
Batı emperyalizminin hedefindeki Türkiye
9 Kasım 2016 Çarşamba
Terör hamiliği
6 Kasım 2016 Pazar
Irak’taki bugünkü durumun
20 Ekim 2016 Perşembe
Suriye vahşetinin sorumluları
15 Ekim 2016 Cumartesi
Türk - Rus ilişkileri ve Batı
12 Ekim 2016 Çarşamba
Almanya’da İslam düşmanı
28 Eylül 2016 Çarşamba

Sovyetler Birliği’nin ve onun öncülüğünde kurulan Doğu Bloku’nun askeri kanadı olan Varşova Paktı’nın 1990’lı yıllarda birbirini takip eden süreçte çöküşü ile tarihe karışan ‘Soğuk Savaş Dönemi’ sonrası “Türkiye’ye ihtiyaç kalmadı” gerekçesiyle ABD ve AB’nin Türkiye politikalarının değişmeye başladığına şahit olduk.

ABD, bu süreç içinde dünyadaki hakimiyetini sürdürebilme adına 11 Eylül saldırılarından sonra geliştirilen ve 20 Eylül 2002 tarihinde Başkan W. Bush imzası ile yayınlanıp uygulamaya konan “Yeni Amerikan Millî Güvenlik Stratejisi” yani ‘Bush Doktrini’ni benimsedi.

Bu doktrine göre, tüm dünyayı bir savaş alanı olarak gören ABD yönetimi, saldırı ve işgallerle dünyayı askeri gücüyle kontrolünde tutmayı hedefledi

 

Bu saldırı ve işgallerine kılıf uydurmak için ise  ‘Küresel Terörle Mücadele’ ettiğini iddia eden ABD yönetimi, küresel düzeyde aradığı meşruiyet desteğini bulamadı. 

Çünkü bunun terörle mücadele değil hegemonik bir mücadeleydi.

Bu süreçte ABD yönetimi, Türkiye’yi kayıtsız şartsız bu politikalarına hizmet etmesini istedi. 

Ancak dünyada dengeler sarsılmış olup her konudaki değişimlere paralel olarak yeni bir dünya düzeni ve yeni güç odaklarının şekillenmeye başladığını gören Türkiye, ABD politikalarına çanak tutma yerine kendi geleceğini belirleme adına yeni arayışlara yöneldi.

Çünkü siyasi, askeri olduğu kadar ekonomik finans ve üretim merkezlerindeki değişimlerin ABD’nin kontrolünden çıkmaya başladığı bir dönem başlamıştı. 

Türkiye’nin ABD ve AB dışında çoklu ilişkiler içine girmesi, hem ABD hem de AB’yi çok ciddi anlamda rahatsız etti.

Bu başarısızlık sonrasında ABD öncülüğündeki Batılı emperyalist ülkelerTürkiye üzerindeki geniş nüfuz etkisini kaybetmeye başladıkça hırçınlaşmaya başladılar.

Çünkü ilk defa ABD ve emrindeki ülkelerin de desteklediği bir darbe Türkiye’de gerçekleşemedi.

Bugün, hem ABD hem de AB’nin Türkiye’ye karşıtı politikalarının asıl sebebi budur.

15 Temmuz FETÖ ihanetiyle hedefine ulaşamayan ABD, paranoyak tepkiler vermeye başladı.

Sinirli, aceleci ve agresif bir tavır içinde karşı kartlarını ile sürerek Türkiye’yi baskı altına ve kuşatmaya başlamıştır.

F-35 Projesinden Türkiye’nin çıkarılması, Halk Bank davasıCAATSA kapsamına Türkiye’nin alınması, FETÖ elebaşı ve çetesinin himaye edilmesi, Türkiye’nin sınırlarını aşarak, Suriye’deki başarılı operasyonlar, Libya ile yapılan anlaşmalar ve Kafkas jeo politiğinde Azerbaycan işgal topraklarının geri alınmasına verilen destek Türkiye’nin sınırlarını aşarak elde ettiği başarıları engelleme girişimleri, ayrıca en son olarak sözde Ermeni Soykırımı ifadesinin Başkan Joe Biden tarafından kullanılmasının yanında S-400’lerle ilgili karşı ısrarı gibi konular, ABD’nin 15 Temmuz başarısız darbe sonrası Türkiye’ye karşı masaya sürdüğü kartlar şeklinde sıralanabilinir.

ABD öncülüğündeki Batılı emperyalist ülkelerinTürkiye’ye karşı yaptıkları karşı hamlelerle yetinmeyip bundan sonra da karşı tavırlarını sürdürecekleri bir gerçektir.

Türkiye’nin, Rusya’dan satın aldığı S-400’ler nedeniyle Türkiye’nin (ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası) CAATSA kapsamına alınması ve alınan yaptırım kararlarını arttırılacağı tehditleri ilişkilerin olumsuz yönde daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Joe Biden’ın başkanlık için aday adaylığı döneminde Türkiye’nin içişlerine müdahale anlamına gelen “Başkan seçilirsem Başkan Erdoğan’ı devireceğim” şeklindeki açıklamasına rağmen Başkan Erdoğan’ın, Joe Biden’ın Başkan seçilmesi nedeniyle tebrik ederek “yeni bir sayfa açma” önerisinin de karşılık bulmamış olduğu görünüyor.

Siyasi baskılar ve komşu ülkelerde kurulan yeni askeri üslerle Türkiye’ye karşı başlatılan kuşatma paralel olarak sürdürülmekte olması, bunun en bariz örneğidir.


Başkan Joe Biden’ın ilk 100 gününde ilişkileri “onarmak” adına adım atmadığı, NATO müttefikleri içinde mesafeli tutumunu koruduğu tek ülke Türkiye oldu. 


Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz