...

24.1.2022
864

Okullarda Öğretilmeyen Dönüm Noktaları

Aslında, tarihimizde, önemli etkilerin kaynağı olan 4 önemli ekonomik ve siyasi olay nedense, eğitim müfredatlarına girmemiştir. Oysa, bu olaylar, Türkiye tarihinde, hiç de çok önemli olayların fitilini ateşlemiştir. Gelişme, büyüme, birlik ve beraberlik ışığının görüldüğü her dönemde, birbirine benzer setler yükselmiştir. Bu sürecin tahlilleri, mutlaka bir bilimsel çalışmalar gerektiren konular ise de; her Türk vatandaşının, özellikle milletvekillerinin,   ekonomik nedenleri ve sonuçlarıyla objektif boyutuyla bilmesi gerekmektedir. 

Bu nedenle genel hatlarıyla;  1946 İMF’ye üye olunması,27 Mayıs 1960 Türkiye’nin yatırımları başlattığı bir dönemde Askeri darbenin yapılması MENDERES, POLATKAN , ZORLU’NUN İDAMI,  1971 yılında  “sol hareketler” gerekçeleriyle,  12 Mart DARBESİ hükümetin istifa ettirilmesi, ardından Deniz Gezmiş, Hüseyin Aslan, Yusuf İnan’ın idamları.1980  yılında 12 Eylül Askeri Darbesi ile 24 Ocak kararlarının önünü açılması, aynı zamanda gelişmelerin, birlik ve beraberliğin yerine bir anlamda kaos süreçleri gibidir. 

Türkiyemizin gelişmesinde siyasi sürecinin belirlenmesinde;ilk olaylardan biri;  1946 yılında  İMF’ye  Üye olunması, Paramızın değerinin meclis kararı ile düşürülmesi idi.    

7 Eylül  1946 yılında Ülkemizdeki ilk develüasyon kararı, Ağustos 1946 tarihinde çok partili dönemin ilk hükûmetini kuran Kütahya Milletvekili   Recep Peker’in Başbakanlığında alındı. Bu kararla aynı zamanda, Türkiye’yi “paket” leriyle  yöneten İMF’ye kapılarımızı ardına kadar açan karar idi. 24 ocak 1980 kararlarıyla da; İMF teslimiyeti perçinlendi. 

Bu Karar alınırken; “Ankara hükümeti devalüasyonla birlikte ABD’den büyük bir dolar kredisi alabileceğini sanıyor. Washington’daki görüşmelerde söz konusu edilen 300 ila 500 milyon dolarlık krediyle devalüasyon şokunu gidermeyi planlıyordu. Ancak, umutları gerçekleşmedi. Türkiye’nin ivedi isteklerine “hayır” diyen ABD yetkilileri, Türkiye’nin kısa süre sonra Bretton Woods anlaşmasına üye olacağını hatırlatarak, o zaman IMF ve IBRD (Uluslararası Kalkınma Bankası)’den kredi sağlayabileceğini belirttiler. Bu cevap, Batılı dostlarından, platonik dostluk söylevlerinin yanı sıra somut ve maddi bir destek bekleyen Türk hükümeti için pek zayıf bir teselli oldu” (Ulagay, 2 Kasım 1977: Cumhuriyet).

Bu arada; Atatürk’ün Faşizm raporundan dolayı görevden aldığı Başbakan Recep Peker ‘in İMF üyeliği kararı alınırken Başbakan olması da ilginç bir detay gibi görünmektedir. 

RECEP PEKER KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ İDİ 

 Recep Peker; 1931-1936 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi  Genel Sekreterliği ve 7 Ağustos 1946 - 10 Eylül 1947 tarihleri arasında da Başbakanlık yaptı.  

Kütahya Milletvekili olarak; 1923- 1925 yılları arasında Dahiliye Vekili olarak görev yaptı. Ayrıca Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığı'na vekalet etti. 3. ve 4.İsmet Paşa  hükûmetlerinde 1925-1927 yılları arasında Müdafaa-i Milliye Vekilliği ve 1928-1930 yılları arasında da Nafia Vekilliği yaptı. 

İtalya'daki Benito Mussolini  ve Almanya'daki Adolf Hitler rejimlerine yakın bir siyaseti savundu. 1931 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Kâtib-i Umumiliği'ne atandı. 1933 yılında yeniden organize edilen İstanbul Üniversitesinde Atatürk tarafından İnkılap Tarihi dersleri vermekle görevlendirildi. 1931-1936 yılları arasında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan İsmet ile birlikte tek güçlü adamı olarak görüldü.

1936 yılında faşizmi  incelemek üzere İtalya'ya gönderildi. Dönüşünde yazdığı ve Başvekil İsmet İnönü tarafından da onaylanarak imzalanan ve TBMM üzerinde bir "Faşist Konsey" kurulmasını öngören rapor, Cumhurbaşkanı  Mustafa Kemal ATATÜRK  tarafından reddedildi ve sürecin devamında kendisi CHP'nin "Katib-i Umumi"lik (Genel Sekreterlik) görevinden alındı.

7 Ağustos 1946 -1947 yıllarında  Şükrü Saraçoğlu’nun yerine Başbakan Oldu. (Recep Peker biyografi kaynağı WİKİPEDİA)  

1960 7 Ocak 1946'da kurulan, Demokrat Parti, kurulduğu yıl yapılan seçimlerde azınlıkta kalıp 4 yıl sonra yapılan seçimlerde (14 Mayıs 1950) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili seçimle iktidarı kazandı.  Sırasıyla 1950, 1954 ve 1957seçimlerini  kazandı ve 10 yıl boyunca (1950-1960) iktidar oldu. Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile iktidardan düşürülmüş ve 29 Eylül 1960'ta kapatılmıştır.

Kütahya Milletvekili Adnan Menderes  iktidarının son yıllarında artık; Marshall Planı   kapsamında Amerika'dan daha fazla kredi alamadığını görmüş ve Seydişehir Aluminyum ve İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası ve diğer sanayi projelerini kredilendirmek için Sovyetler Birliği ile yakınlaşmaya başlamıştı. Bu amaçla Sovyetler Birliği'ne üst düzey ziyaretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Sovyetlerle yatırım antlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı. Nitekim, Demokrat Partinin 'nin devamı olan ve "Demokrat Parti'nin Yedek Takımı", adıyla anılan Adalet Partisi darbeden 5 yıl sonra yapılan seçimlerde 1965 yılında tek başına iktidara geldiğinde, Menderes  döneminde projesi yapılıp da kredi yokluğundan gerçekleştirilemeyen bu projeleri Sovyetler Birliği 'nden alınan proje kredileriyle bitirmiştir.

1971 DARBESİ 

12 Mart 1971 Türkiye Cumhuriyeti tarihinde emir-komuta zinciri içerisinde yapılmış ilk askerî müdahaledir. 12 Mart Süreci ile Türkiye'de artmakta olan ve ordu içerisinde de tesiri olan sol-sosyalist hareketler ve cuntalar hedef alınmıştır.

Bu darbe, ülkemiz açısından oldukça büyük kayıplara neden olmuştur.  3 öğrenci gencin idamı tarihimizdeki üzücü sonuçlardan biri iken, ekonomik, sosyal etkileri halen çok fazla incelenmemiştir. 

24 OCAK KARARLARI 

24 ocak kararları, yatırımların önünü kesen, ücretleri düşüren, yabancı sermayeye kapılarını ardına kadar açan, ekonominin kötü gidişindeki ikinci büyük darbe idi.

14. Mayıs 2013 tarihinde İMF’ye olan borç sıfırlanana kadar, İMF heyetleri, ücretleri, kamu yatırımlarını, belirlediler. Hatta seçimler öncesinde, partilerin vaadlerini alıp, İMF’ye teslimiyet sözü istediler. 

Önceleri İMF’ye ve Nato’ya HAYIR mitingleri düzenleniyor, Bu mitinglerde Tepki gösterenler tutuklanıyor, hapse atılıyordu. 1980 darbesi ise, İMF reçeteleri doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının yolunu açan, tepkilere meydan vermeyecek, önlemleri sağlıyordu. 

Siyasi partilerden  ilk “İMF’yi bitireceğim” vaadini ilk kez Recep Tayyip Erdoğan hem de Kütahya Mitinginde dillendirdi. Ancak bu niyet çok fazla da dillendirilmedi. Aslında İMF’nin ülkemizdeki etkilerini bilenler, asla gerçekleşmeyecek Seçim VAADİ olarak görüyorlardı. Recep Tayyip Erdoğan İktidara geldiğinde, borç ödemeleri başladığında 2011 yılı mitinglerinde konuşmalarında bu “HAYAL” in gerçekleşmeye başladığı , görülmeye başladı.  

2011 MİTİNGİNDE İMF AÇIKLAMALARINDAN BİRİ 

2011 Kastamonu Mitingi; (Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Sitesi) “Kendisini milliyetçi olarak tanıtanlar, gittiler, IMF’in kapısı önünde diz çöktüler, el pençe divan durdular, 30 milyar dolar borç aldılar, bize de 23.5 milyar dolar borç bıraktılar. Biz o 23.5 milyar dolar borcu aldık, ödedik ödedik, bugün 5.1 milyar dolara kadar indirdik.” 

2013  YILINDA DA BORÇ KAPATILDI. 

2013 Yılında İMF borçları kapatıldı. Ve artık İMF heyetleri müdahale edemez oldular. 

O günlerden bugünlere çok şey değişti. Artık, her alanda, gelişmiş bir ülke hedefinde önemli işler yapılıyor. Birlik ve beraberlik, barış içinde en iyiye ulaşmak, hepimizin elinde. Tabii ki fikir ayrılıkları çok normaldir. Ancak, eski siyasi polemiklerle, özellikle de; MUHAFET’i her şeye karşı olmaktan çıkarıp, “Bunu böyle yapalım” öneri ve girişimlerini yerleştirerek, “BİZ İKTİDAR DEĞİLİZ” anlayışı yerine, biz seçilmişiz diye, projeler önererek, daha güzel bir geleceğe yürümeliyiz.

Biliyorum ki; hiçbir bakanlıkta, hiçbir bürokrat ya da memur, Hangi partidensin diye sormaz. Milletvekili olarak gidenlere; hangi partiden demez. Dilerim yeni siyaset sayfalarında bunlar olmaz. 

Selma Kocabaş Aydın



Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat