MİMARİ ve YAŞAM

MİMARİ ve YAŞAM
  Mimar - Gizem ERÖZ
  24 Mayıs 2022 Salı
YAZAR'A AİT DİĞER YAZILAR
MİMARİ VE YAŞAM
19 Temmuz 2022 Salı

Tavşanlının Sesi Gazetesi: Mimarlık eğitimi ve mesleğini seçmenizde ne etkili oldu? 

Öncelikle Mimarlık ve Tavşanlı konusunda Bana köşenizde yer ayırdığınız ve okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum Tavşanlı’da doğdum. Ailemin Tavşanlılı olması dolayısıyla, Tavşanlı’nın özellikle tarihi evlerinin içinde bütün çocukların sevdiği, o ahşap merdivenleri, ferah odaların etkisini yaşama şansım oldu. Büyüdükçe bu duyguyu daha fazla hissettim. Sanıyorum seçimimin başlangıç noktası bu duygular. İnsanları mutlu edecek yapıları planlamak, bugüne uyarlanabilecek, eski evlerimizin o unutulmaz ferahlığı, aydınlığı.Liseyi bitirdiğimde de Mimarlık baş tercihlerimde oldu. Kazandım. İTÜ Mimarlık Fakültesinde bu hayalim için eğitimim başladı. 

Tavşanlının Sesi Gazetesi: Okulunuz hayalinizdeki gibi çıktı mı ? Nasıl  bir süreç yaşadınız.?

Evet. Severek başladım. Okulumuz da üniversitenin merkez binasında değildi. Taşkışla olarak bilinen  binada idi. Okulun daha kapısında sanki motive oluyordunuz. Okul eğitimim dışında da stajlara başladım. Eğitimim boyunca ve süresince stajlar, gönüllü çalışmalar yaptım ve yarışmalara sergilere katıldım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; Mimarlıkta yapılan stajlar öyle çay-kahve götürüp getirmekle ve oturmakla olmaz (hala böyle staj yapabilen bir alan kaldı ise) Bizler harıl harıl çalışırız. Bu yüzden okulda yaptığım projelerin haricinde, stajda yaptığım her şeyin bir katkısı olduğunu biliyorum. İyi kötü katkıda bulunan herkese de çok teşekkür ediyorum.İnsan, içinde olduğu durumla ilgili belli belirsiz yargılar içinde yaşarken aslında neler biriktirdiğini, bunları derleyebildiği bir zamanda ortaya çıktığında anlayabiliyor. Ben de şu an şimdilik geldiğim 35 yıllık hayatımda üniversitede aldığım eğitimimin ne kadar kıymetli olduğunu anlayabildiğimi düşünüyorum. Üniversitede bizlere piyasayı “jüriler” yöntemiyle öğretmeye çalışırlar; başlarda bizden büyük ve bilgili olan Mimar hocalarımızın profesörlerin eleştirileri altında ezildiğimizi sanarken, ilerleyen sınıflarda; bilgi eklemeye ve bu bilgilere fikir/sanat/strüktür eklemeyi de öğrendiğimizde; fikirlerimizi ne kadar ortaya koyabildiğimizi ve bunları savunabildiğimizi ve diğer taraftan da eleştiriyi öğrenmiş oluyorduk. Ve evet bu sebeple Mimarlar genelde pek bir şey beğenmemeleri ile meşhurdur(sözüm meclisten dışarı).Bizler okulda eğitim hayatlarımızda hümanist mimarlık, HERKES İÇİN MİMARLIK, kent mimarisi, kent hafızası gibi kavramları sosyoloji - mühendislik - sanat - teknoloji vb. içine alarak gelişirken piyasaya çıktığımızda bir tokat yiyeceğimizi bütün hocalar söylüyorlardı (Hayat da böyle aslında; şaşırdığımız yerleri düzeltmemiz için bizi çağırıyor); ama bir diğer taraftan açıkçası yiyeceğimiz tokatın “MİMARLIĞIN (sadece) ADI VAR” boyutlarına ulaşmış olduğunu, öğrenciyken pek de tahmin etmemiştim takip ettiğim Ünlü Mimarlar dolayısıyla… Oysa ki Ünsüz Mimarlar diye bir durum var ve kent mimarisini bu ünsüz mimarlar meydana getiriyor; ama ünsüzlük dolayısıyla yaşanılan problemlerin halı altına süpürülmesiyle, daha çok kent sorunu halini almasına sebep oluyor. Üstelik piyasada durumu en iyi özetleyen şey; “Ben Yaptım Oldu” diyen “ünlü” finansman ve Müteahhit ile sanırım hepimiz durumun vehametine aslında şahit olduk.Herkesin bildiği yaşadığı bir şeyi açıkça ortaya koyması ve alenileştirmesi açısından, ben çok önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum bu durumun. Sanırım sonra da ipin ucu tamamen kaçtı ya da zaten Mimarlar olarak sıkıca tutmayı becerememiştik.

Tavşanlının Sesi ;Mezuniyetinizi takiben neler yaptınız?

İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümünde eğitimimin değerli hocalar ile devam etmesinin yanındaİlk sene İstanbul’da Baba Mimarlık’ta gönüllü staj yaparak hem autocad programını kullanmayı hem de ilk şarap mahzeni çizimimi gerçekleştirmiştim. Ardından Dome Partners’ta “Elysium Fantastik Bomonti” projesi Revit Uygulama Projesi ekibinde görev almak çok keyifli ve öğretici bir deneyimdi. Devamında okulumuzda sonradan Dekan olan Sinan Mert Şener Hoca ile çalışma ve yanında Kadirli Belediyesi yarışma projesine hazırlanma fırsatı yakaladım. Ardından da iç Mimarlık konusunda konsept üreten Karbon Mimarlık’ta Grafiker arkadaşlarla çok keyifli bir staj dönemi geçirdim. Bunların yanında okulda alternatif yapı malzemesi konusunda Londra Mimarlık Festivali’nde sergisine dahil oldum ve bir taraftan da İstanbul’da bazı seminerler ve panellere katıldım. Mimarlar Odası Sergileri’ne gitmeye başladıktan sonra da 2011 yazı Mimarlar Orası İstanbul Kent Düşleri Atölyesi VI Cihangir’e katılmamla Mimarlar Odası hikayemin ilk başlangıcını böylece yapmış oldum. Mücella Hoca, Sami Hoca gibi çok değerli büyüklerimizle tanışma, proje yapma ve İstanbul’u dolaşma şansına eriştim. Hatta bu Atölye sayesinde ünlü mimarları evlerinde ziyaret etmiştik ve Mimarlar Odası’nın iyisiyle kötüsüyle kocaman bi aile olduğunu öğrendim böylece… Devamında, Mimarlar Odasından tanıştığım Mahmut Durmuş hoca ile MD Mimarlık’ta Adıyaman’da bi Turistik Konaklama Alanı projesinde kısa bir süre yardımcı oldum. Bu süreçte Arkitera (mimarlık platformu)’nda projem yayınlandı ve kendi okulumuzdaki sergilerde projelerimiz yayınlandı ve ödül alamasam da 3 adet Öğrenci Yarışma Projesine katıldım. Bir de henüz 2. Sınıfta 3. Projemi yaparken, şu anda halen oturduğumuz yer olan Yaylakent Villaları’ndaki mutfak tasarımımızı yaptım. Tabii ki kullanıcı istekleri doğrultusunda; dolapların ölçüleri ve çözümleriyle beraber ustalara vermemiz ile o boyutlara ve özelliklerde dolaplar üretilip monte edildi. Halen de annemin bazı “pratik çözüm” olarak gördüğü çözümlere teşekkür etmesi beni tabii ki çok memnun ediyor. Profesyonel meslek hayatıma ise İstanbul’da önce Mimari bir ofiste workset üzerinden Revit ile yabancı bir Belediye Binası projesi çizimi ile başlayıp sonra müteahhitlerle çalışmaya ve “piyasa mimarlığı” denen şeyi öğrenmeye karar verdim. Bu süreçte İstanbul’da Kartal, Kadıköy, Pendik ilçelerinde konut, Residans ve toplu konut projeleri, Kocaeli’de ise fabrika projeleri tasarımlarını yaptım.

Tavşanlının Sesi Gazetesi; O zaman köşenizde bu deneyimlerinizi ve mimari gelişmeleri bizlere anlatacaksınız?

Olabildiğince anlatmaya çalışacağım. Bir sonraki yazı  “Mimarlık nedir” üzerine olmalı diye düşünüyorum mesela. Ondan sonra da evcilik gibi “mimarcılık nedir?” üzerine yazmak için sabırsızlanıyorum.Ve Tavşanlı halkını: Mimar ya Değil herkesi “Mimarlık Nedir?” hakkında fikirlerini beyan etmeye “gizem.eroz@gmail.com”a mail atmaya davet ediyorum.Fikirler ve hisler benim için çok önemli.

Tavşanlının Sesi Gazetesi; Deneyimli bir mimar olarak İstanbul’dan doğduğunuz topraklara dönmeniz nasıl oldu. 

Sanırım ilahi bir işaret. Şöyle ki;Yoğun ve yorucu 13 senelik İstanbul maceram, kolumun geri dönüşünün nerdeyse imkansız bulunduğu bir şekilde kırılmasıyla sekteye uğradı ve Tavşanlı’ya geldim. Tamamen İyileştikten sonra tekrar İstanbul’a gittim fakat 1 sene sonra 13 senelik istanbul maceramı sonlandırmaya ve Tavşanlı’ya yerleşme karar verdim. 1 sene sonra da Mimarlar Odası Tavşanlı Temsilciliği kurulması konusunda çalışmalar başlattık.

 


Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz