...

21.10.2021
346

İNLEME TORBASI

 

Bahâeddîn Veled, “ Ben hiçbir şey bilmem ve kendimde değilim. Bana güzelce yol göster. Beni sıkıntıdan koru, zira ben inlerim. Bedenin inleme torbasını bana astılar. Allah c.c. adıyla Kur’an okurken O’nun huzurunda inlerim. “ diyerek ateşten kelimeler dökülür her daim yanmakta olan gönlünden. 

 

Ya “Bizim Yunus”un dolap olup inlemesi? “Beni bir dağda buldular,Kolum kanadım kırdılar,Dolaba lâyık gördüler, Derdim vardır inilerim” Kesilen ağacın vatanından koparılması bir inlemeye dönüşür gönlünde, tıpkı ezelden dünyaya düşen insan gibi. Dünyaya düşmekle kalmayacaktır insanın yolculuğu. Ağacın “can verme”si gibi, canını İsmail’i bir teslimiyetle vermesi istenecektir. Kesilen ağaç dallarından da ayrılır ve canlılığından eser kalmasın diye güneş altında bir anlamda yanmaya, kurumaya bırakılır. İnsandan da tam da bu istenir, dünyaya ölmesi! Dünyanın onu yakması, kurutması, yok etmesi değil, insanın dünya karşısında “yok olmaklığı!” 

“Def idüp sînesini nâle-i pür-sûzını ney

Raksa girmiş nice bin ‘âşık-ı şeydâ gördüm” Zâti, âşıkların çıkardığı iniltilerin neyden daha yakıcı ve vecd ile vurdukları göğüslerinin deften daha derin sesler çıkardığını ve bu iniltiyle kendilerini Gayb ederek raks ettiklerini söyler. 

Yine Bahaaddin Veled, “ başıma gözüme sürerim ve gözüme sürme yaparım.” “..ağız ve boğazımı acılaştırsa da tatlı şerbet gibi içerim.” Der O’ndan ne gelirse…

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat