Futbolun Kum Saati

Futbolda zaman, çok önem arz eden bir kavramdır. Yapılan teknik ve idari işlerin doğru olduğuna inanıyorsanız; gösterdiğiniz sabır, o geçen sıkıntılı zamanı unutturur ve başarıyı getirir. Fakat siz farkında olsanız da olmasanız da yapılan işler yanlış ise kum saati ince ince akmaya başlamıştır. Aslında; kurumlar için iyi şahıslar için bitiş anlamı taşır bu durum. Derinleştirmeyelim konuyu; açıkçası birilerinin bileti kesilir, çoğu zaman gidenler teknik adam ve oyuncular olur. Her nedense Türkiye’de; ne yazık ki yönetimler fatura ödemezler. Halbuki yönetimler, sezonu mali ve idari olarak organize edenlerdir ve hataların başlangıcının mimarıdırlar. Kabul ediyorum; geçen yıllara nazaran çok daha kaliteli bir kadromuz var; ilk altıda mücadele edecek bir kadrodur bu. Fakat böyle kadrolar; çok usta ellerde başarıyı yakalar; futbolu iyi bilen, nitelikli yöneticilerle hedefi yakalarlar. Ey sezon başı transferleriyle övünen değerli Linyitspor yönetimi! Soruyorum size: Transfer demek, Mesut, Ferhat hatta 5 yıl önce futbolu bırakmayı düşünen Abdi mi? Tapusuyla alınan Mehmet Akyüz. Onur Bektaş, Cemil Adıcan mı? Yoksa 1. Lig’in adı bilinen, parası olan, güven veren her kulübün alabileceği oyuncuları transfer etmek mi? Hangisi doğru? Elbette o isimler de alınacak ve kadro harmanlanacak lakin sizin “kazanırız” diye aldığınız genç ve maliyetsiz oyuncular, Nasreddin Hoca’nın göle maya çaldıktan sonra “ya tutarsa?!!” demesine benziyor. Eser’i,  Ümit’i, Oktay Pop’u almak iş değildir. Kulübün yapısını ve geleceğini düşünerek bu oyuncuların yanına koyduğunuz isimlerin çok daha fazla önemi vardır. “Görev bende bulunurken takım düşmesin, gerisi Allah kerim!” diye bir düşünce var ise ancak “çok yazık!” diyebilirim. Takım, mevcut oyun kurgusunun yanında defansın dizilimi ile de gol yemeye mahkumdur. Bunu, Levent hoca görmeli. Defansınızın ön bloğunda oynayan futbolcular, savunma kabiliyeti yüksek olan oyuncular değildir; dolayısıyla geri dörtlünüzün üçü de ağır oyuncu olursa hem çizgiden gelen akınlarda hem de göbekten aralara atılan toplarda ciddi sıkıntılar yaşarsınız. Her maçta, kalemizde 7-8 net gol pozisyonu görüyoruz. Bir basketbol tabiridir fakat futbol için de geçerliliği tartışılmaz: ‘İyi hücum ederseniz maç kazanırsınız, iyi savunma yaparsanız şampiyon olursunuz.’

Kum saati inceden akmaya başladı; bakalım dolunca ne olacak hep beraber göreceğiz. Bir de madalyonun diğer yüzü var; o durum da taraftarımızın ilgisizliğidir! Maçlarda; stadımız dolmuyor; takımımız,  on ikinci adamının desteğini yeterince alamıyor, yeterli iç saha baskısını rakiplerimize hissettiremiyoruz. Şehrimiz, coşkudan uzak bir görüntü çiziyor ve insan ister istemez sorguluyor: Bu ligi, bu takımı hakediyormuyuz?


Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz