BOYANIN YÜNE İŞLEDİĞİ GİBİ

Eflatun, kendini kontrolüne vereceğin kişinin hamurunda altın veya en azından gümüşten maya olmalı, der. Çünkü, insandaki “Altın olmaklık!” sırrı ancak o zaman parlayabilir. Süs olarak kullandığımız altın ve gümüş uygun ortamlarda saklanmaz ve korunmazsa zamanla kararır. Özünü kaybederek değersizleşir. Bu sebepten olmalı ki, “Bizim Yunus”, “Gayra bakma sende iste sende bul” der ve “Suret-i pür manasın padişahı sende bul” sözleriyle “Cevher!”e işaret eder. 

Eflatun, her insanın iyi yönleriyle kötü yönlerine egemen olabileceğini, egemen olamadığı takdirde de kötü yönlerinin insanı yöneteceğini söyler. Kötü huylarını yöneten insan, kendisinin efendisi olur. Yönetemeyenin ise kötülük efendisi olur ve kendisi de kötülüğün kölesi olarak yaşar. Hatta bu köleliğe mantıksal bir gerekçe bile bulabilir.

Eflatun’a göre insan karanlık bir mağarada yaşamaktadır, buradan da ancak bilgeler sayesinde kurtulmanın mümkün olduğunu. Bu bilgelerin, tanrısal özelliklere bakıp, insanı, üzerine resim yapılacak bir bez gibi işleyebilecek. Bir ressam kadar titiz ve duyarlı. Hakikati, doğrulukları insana “boyanın yüne işlediği” gibi işleyebilecek mükemmellikte olmaları gerektiğini, göğsündeki altına dönüşmüş insanların bunu  yapabileceğini anlatır. 

Esin kaynağı, Modern Düşüncenin Bunalımı ve Doğu, Cengiz Anık



Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz