Mutluluk ne parada ne havada

Güzel memleketimin güzel insanları, dünya mutluluk sıralamasında 146 ülke içinde 112. Sıraya düşmüş. Bu araştırma nasıl hangi ölçütlerle yapıldı? Bilmiyoruz. Haberde ayrıntı yok. “Ancak bence, bu sonuç çok da elle tutulur sayılmaz. “ diyeceğim. Bu görüşüme kimi, dudak bükecek, kimi belki “ senin tuzun kuru” diyecek, kimi “mutsuz edecek çok sıkıntı var” diyecek……..Ama ; Bir söz var aklımda kaynağını bilmiyorum ama çok güzel bir söz ; Herşey misafirdir; keder de, sevinç de, hastalık da, sağlık da, varlık da…….. Mutluluk, TDK sözlüğünde “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik” diye tanımlanıyor. Bence mutluluk tamamen algı ve bakış açısına bağlı yaşama sevinci, elindekilerin kıymetini bilmek ve hergün yeni bir hayat sayfası açmak. Hayat da, zaman da, yaşama biçimimiz de, insan ilişkilerimiz de, hobilerimiz ve ilgi alanlarımız da, okuduklarımız da, inançlarımız da…… herşey, dersler yüklü ve sanki her biri de birer terapi gibi. Benim milletim neden mutsuz olsun ki; Müslümanız, namaz kılan kılmayan, ateist olanlar dışında herkes, hergün; Fatiha okuyor. Yani hergün şükrediyor. Şükretmek, elimizdekilerin kıymetini bilmek, hayatın kıymetini bilmek değil mi? Yaşamda sıkıntılarla ferahlıklar, zorluklarla kolaylıklar, darlıklarla bolluklar ; içiçe bu ve ardısıra gelir geçer. Fakat, insani algılarımızla, her iki durum da “geçmeyecekmiş”, “bitmeyecekmiş “ gibi, hissedilir.Oysa tıpkı atalarımızdan bize aktarılan, pek çok eski evin kapısında yazılan, evlerin duvarında hatları asılan “BU DA GEÇER YA HU” herşeyin geçiciliğini hatırlatır. Hayat bir dere gibi durmaksızın akarken, herşey geçer gider. Bazen sular durulur, bazen bulanır, bazen sel olur, bazen de dibe vurur. Herkes hayatı boyunca bunu yaşar. Yine de; bazı anlar çok uzun, bazı anlar bir solukta geçiyor gibi hisseder. Her anın sona doğru ilerlettiğini bilse de; Tıpkı ayetteki “insanoğlu acelecidir” (Enbiya 37), yaradılışıyla herşeyi biran önce ister. Tıpkı gece ile gündüz gibi, karanlıktan aydınlık, aydınlıktan karanlık doğar. Hayatın Hz. Mevlana ; “Her şey üzerine gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme; çünkü orası gidişatın, kaderinin değişeceği yerdir.’’İnşirah5: Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.6: Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.7: Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.Stres,madde bağımlılığı ,özgüven gibi çeşitli konularda altmışın üzerinde kitabı bulunan; Abraham J. Twerski’nin bir diş hekiminin muayenesinde, beklerken tesadüfen okuduğu istakozların kabuk hikayesi onun konferanslarının ana konularından biri olmuştur. Stresin ve zorlukların, gelişim açısından oldukça önemli bir etken olduğunu ıstakoz örneği ile açıklar. Peki bizi zorlayan durumları nasıl avantaja çevirebiliriz?“Istakozun büyümesine imkan sağlayan en büyük tetikleyici, kabuğunun onu rahatsız etmesidir. Stresli zamanlar, aynı ıstakoz örneğindeki gibi insanlar için de büyümenin bir işaretidir. Kendimizi rahatsız hissetmezsek, yerimizi değiştiremeyiz ve büyüyemeyiz. Istakozlar, kabukları içerisinde zaman içerisinde büyüdükçe bu kabuğa sığmamaya başlarlar. Kabuğun içinde sıkışan ıstakoz yoğun bir stres ve acı içindedir. Sonunda denizcilerden ve denizdeki diğer tehlikeli canlılardan korunmak için bir kayanın altına geçerek saklanır ve orada kabuğundan kurtulur sonra yeniden kabuk üretmeye başlar. Bir süre sonra bu kabukta ona dar ve sıkışık gelmeye başlayınca, bu kabuktan kurtulmak içinde yine aynı şekilde bir kayanın arkadasında ondan kurtulur ve yeniden bir kabuk üretir. Istakozlar bu şekilde yaşamlarını devam ettirmektedir. Istakoz, kabuğundan kurtulma isteği sayesinde büyür ve gelişir, her kabuk değiştirdiğinde biraz daha büyümüştür artık. Onun kabuğundan kurtulmak istemesi tamamen stres altında gelişmiştir. Eğer kabuğundan rahatsızlık duymasaydı ve tüm sıkıntılarına rağmen hiç kabuğunu değiştirmeseydi asla büyüyemeyecekti. Kabuğundan duyduğu rahatsızlık onun değişimi için tetikleyicisi oldu. Eğer ıstakozların doktorları olsaydı hiçbir zaman büyüyemezlerdi. Çünkü ıstakoz rahatsız hisseder hissetmez doktora giderdi ve doktor ona antidepresan verirdi, ıstakoz iyi hissederdi. Ancak kabuğunu hiçbir zaman çıkarıp atamazdı.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Selma Kocabaş AYDIN - Mesaj Gönder



Anket Simav Naşa Beldesinde AK Parti Belediye Başkan adayı kim olmalı?
Tüm anketler