Mükellef İlan Oldu,hafızalarda işçilerin acı hatıraları kaldı
29.9.2020 11:00:00

Kelebeğin Rüyası filmiyle hatırlanan ve köylülerin kömür ocaklarında zorla çalıştırılmasına dayanan 1940'lı yıllardaki mükellef döneminin acılarını

en çarpıcı olarak Tavşanlı ilçesinde yakılan ''Mükellef İlan Oldu'' türküsü yansıtıyor

-Göçükte ölen işçiye yakılan ağıt niteliğindeki türküde, mükellefler için kömür ocakları Cehennem'e benzetiliyor

-Dönemin son tanıkları, yakınlarının çektiği acıları, AA muhabirine anlattı

-Ağabeyi mükellef olarak çalıştırılan Veli Atak: ''Ocaklardan kaçabilen mükellefler, buraların korkunç olduğunu anlatıyordu''

-Dedesi mükellef olan Hatice Zeybek: ''(Toplanma yerinde) Hepimizağlıyorduk. Bütün akrabalar da oradaydı. Aynı cenaze evi gibiydi''

KÜTAHYA  - 11.03.2013 - Selma Kocabaş - Türk sinemasının son yıllardaki en önemli yapıtlarından ''Kelebeğin Rüyası'' filminin hatırlattığı 1940'lı yıllardaki mükellefiyet dönemi, bu dönemin en yoğun yaşandığı bölgelerden Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde yakılan türküde çarpıcı yönleriyle anlatılıyor.

Göçükte ölen işçi için ağıt niteliğinde yakılan ve ''Mükellef ilan oldu gelin dediler, Cehennem deliğine girin dediler'' diye başlayan türkünün yanı sıra Türkiye'nin dört bir yanından getirilip ocaklarda çalıştırılan kişilerin mezarları, yaşadığı ve çalıştığı binalar, Tavşanlı'da bu dönemin tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.

Yılmaz Erdoğan'ın senaryosunu yazıp yönettiği, başrollerini Erdoğan'ın yanı sıra Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Belçim Bilgin ve Farah Zeynep Abdullah'ın paylaştığı ''Kelebeğin Rüyası'', Türk sinemasının son dönemdeki en önemli yapıtlarından biri olarak dikkati çekiyor.

Film, genç yaşta veremden ölen şairler Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur'un şiir tutkusuyla dolu kısacık yaşamlarının yanında 1940'lı yıllarda zorla kömür ocaklarında çalıştırılan köylüleri de hatırlattı.

-Dönem en yoğun Zonguldak ile Tavşanlı'da yaşandı-

muhabirinin edindiği bilgilere göre, mükellefiyet dönemi yoğun olarak Türkiye'nin taş kömürü ocaklarıyla ünlü ili Zonguldak ile zengin linyit yataklarına sahip Tavşanlı'da yaşandı.

Kütahya-Balıkesir demiryolu hattının inşa edildiği 1928-1931 yıllarında, Kütahya'ya 90, Balıkesir'e 164 kilometre uzaklıktaki Tavşanlı ilçesinin Değirmisaz bölgesinde yer alan linyit yatakları, devlet tarafından verilen ruhsatlarla özel teşebbüs tarafından işletilmeye başlandı.

Özel teşebbüsün sınırlı sayıda işçiyle işlettiği ocaklar 1938 yılında devlete devredilince işçi ihtiyacı ortaya çıktı. Bu ihtiyaç, 1940'ta çıkarılan Milli Korunma Kanunu gereğince getirilen iş mükellefiyeti doğrultusunda köylü erkeklerle cezaevlerindeki hükümlülerin, kömür ocaklarında zorla istihdam edilmesiyle giderildi.

Askerlik çağına gelenler, muhtarların belirlediği kişiler ve vergi borcu olan köylüler, kömür ocaklarında çalıştırıldı. Kimileri de iş kazalarında yaşamlarını yitirdi.

-Mükellef işçilerin acılarını yansıtan türküler-

Acılarla dolu hayat hikayelerinin ortaya çıktığı mükellefiyet dönemi geride kalsa bile acı hatıraları halen hem bazı türkülerin dizelerinden hem de son tanıklarının hafızalarından silinmedi. Tavşanlı'da, işçilerin barındığı ve çalıştığı binalarla mezarları da o günleri hatırlatıyor.

Türk Halk Müziği sanatçısı Nida Tüfekçi'nin seslendirdiği, Tavşanlı'ya bağlı İlet köyünde yaşarken kömür ocağında çalıştırılmaya zorlanan ve buradaki göçükte ölen işçinin dramını anlatan  ''Mükellef İlan Oldu'' türküsünün sözleri şöyle:

''Mükellef ilan oldu gelin dediler, Cehennem deliğine girin dediler. Yeni de kartımı aman, elime de verdiler. Aman da beyim, vay efendim, bu nasıl emir, kapandı kapılar, sürüldü demir. Aman da beyim, vay efendim, künyem yazıldı, İlet Mezarlığı'na kabrim kazıldı. Mükellefin önüne astılar bayrak, Ankara'ya gitti gelmedi evrak, 50 bini veren sürgünden bırak. Mükellefin önünde yerli de kantarlar, anafora dadanmış gavur muhtarlar, mükelleften kaçanı sürgün yaparlar.''

Bir başka türkü de ''İplikten mi olur tepe, dayının adı mı olur efe? Böyle meşakkat çekeceğimi bilseydim, gider miydim mükellefe'' dizeleriyle başlayarak, dönemin acılarını yansıtıyor.

-Son tanıklarından ''mükellefiyet'' dönemi-

Tavşanlı'da yaşayan mükellefiyet döneminin son tanıkları, yakınlarının çektiği acıları, AA muhabirine anlattı.

Çayır köyünde yaşayan Veli Atak (79), çocukluğunda köyden belirlenen gençlerin ocaklara götürülürken kadınların ağladığını söyledi.

Her mükellefin, ardında yas ve gözyaşı bıraktığını belirten Atak, şöyle devam etti:

''Bizim köyden 10 kişi alındı. Biri ağabeyimdi. Onu aldıklarında çok ağladık. Sonra bu 10 kişiden kimi kaçtı, kimi bir yolla listelerden adını sildirdi, kimi de ölene kadar çalıştı. O zamanlar çiftçilik yapan, inşaat ustalığı yapanların yer altında çalışması çok zordu. Ocaklardan kaçabilen mükellefler, buraların korkunç olduğunu anlatıyordu. Ayrıca, başka illerden elleri kelepçelerle bağlı mahkumlar da getiriliyordu. Değirmisaz bölgesine yaklaşık bin 500 mahkum getirildiğini duydum. 1960'lı yıllarda af çıkınca mahkumlar gitti. En son bir Manisalı işçi kaldı. Bana tren bileti aldırdı ve trenle firar etti. Şimdi hala mezarlar var. Taşlarında memleketleri yazıyor. Koğuşlar duruyor. Mükellef dönemi bitti ama anılarımızda acıları kaldı. Biz de torunlarımıza anlatıyoruz.''

Atak, sonraları madencilerin çalışma koşullarının iyileşmesi ve ekonomik katkıların hayata yansımasıyla madenciliğin, çoğu köylüye çiftçiliği bıraktırdığını, yer altı ocaklarının iş arayanların ilk tercihi olduğunu bildirdi.

-''Şimdi herkes yer altında çalışmak istiyor''-

Kışlademirli köyünden Ayşe Oral (88) da babası Mehmet Demir'in jandarma erleri tarafından mükellef olarak götürüldüğünde çok ağladıklarını ifade etti.

Aynı köyden Hatice Zeybek (66) ise mükellef döneminin, en acı çocukluk anılarından olduğunu dile getirdi. Dedesinin götürüleceğini duyup annesiyle toplanma alanına gittiklerini bildiren Zeybek, ''Hepimiz ağlıyorduk. Bütün akrabalar da oradaydı. Aynı cenaze evi gibiydi. O günü hiç unutmuyorum'' diye konuştu.

Mükellefiyet dönemini yaşamadığını ama acılarını, yaşayanlardan duyduğunu belirten Kızılbük Köyü Muhtarı Rıza Zengin (69), köyünde, Trabzon'dan, Giresun'dan, Türkiye'nin pek çok ilinden gelip ölen mükelleflerin mezarlarının bulunduğunu anlattı.

O dönemde yer altı kömür ocakları büyük bir çile olarak görüldüğünü ancak şimdi Değirmisaz bölgesinde madencilik yapılmadığını kaydeden Zengin, ''Binlerce insan gelmiş geçmiş buralardan. Şimdi kömür bitti. Suyu çekilmiş değirmene döndü Değirmisaz bölgesi. O zamanlarda yer altı büyük bir çile iken şimdi herkes yer altında çalışmak istiyor'' ifadelerini kullandı.

Dönemle ilgili bir türkü derleyen Halil Oral, acılar yaşanınca ağıtların da kendiliğinden geldiğini belirterek, ''Mükellef İlan Oldu'' türküsünün yanı sıra dönemi anlatan birçok türkü ve ağıdın bulunduğunu ifade etti.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz