...

2.4.2020
2390

İddialar, kurgular ve enteresan gerçekler

Çin’de ortaya çıkan yeni koronavirüs yayılmaya devam ettikçe, bu gizemli salgınla ilgili özellikle sosyal medyada farklı iddialar gündeme geliyor.

Ben hiçbir iddiada bulunmadan yaşadığım gerçekleri aynen nakletmeye çalışacağım.

İsviçre’nin Davos kasabasında dünya genelinde devlet ve hükümet başkanlarının yanında dünyayı yönlendiren sermaye çevreleri, bilim adamları ve sanatçıların da katıldığı Dünya Ekonomik Forum’una ilk olarak 1988 yılında Cumhurbaşkanı Özal ile Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun Davos’ta buluşmasını bir gazeteci olarak izlemek üzere gitmiştim.

Her yıl Şubat ayı son haftasında düzenlenen Davos Ekonomik Forumu’na, 2015’te de katılmıştım.

Forum’da tertiplenen panellerden birinde gelecekte dünyada neler yaşanabileceğine dair tahminlerde bulunmak üzere çağrılan bir uzman dikkatimi çekmişti.

Çünkü adam çok iddialı konuşuyordu ve inanılması zor iddialarda bulunuyordu. 

Konuşmasında 21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonu olan 2023 yılına kadar dünyayı nelerin beklediğini sıralıyordu.

Kısacası o,  dünyanın kaderini değiştiren olayların olacağından bahsediyordu. 

O büyük olaylarından birinin de ekonomik, insan sağlığı ve güvenliği başta olmak üzere birçok alanı etkileyecek küresel bir salgın olacağını iddia etmişti.

Onu dinlerken, koronavirüsü andıran esrarengiz bir salgını konu alan ve kadrosunda Matt Damon, Jude Law ve Gwyneth Paltrow gibi isimlerin rol aldığı Contagion filmini hatırladım.

Aslında o film, 2001 yılında vizyona girmişti ve ben de filmin konusunu yani kurgusunu basından öğrenmiştim.

Belki konuşmacı o filmden etkilenmiş veya filmin kurgusunu yapan senaristlerinden biri de o olabilir(!) düşüncesinden hareketle ciddiye almayıp ıskalamıştır.

Ancak, bu gezegenin kendi başına bırakılmadığını, farklı güç odaklarının farklı oyun hamleleri ve operasyonları ile yönlendirildiğini az veya çok bildiğim havası içinde konuşmacının anlattıklarını kayda değer olarak görmemiş ve de not bile almamıştım.

Bir zandan öte gitmeyen, hayal ürünü sandığım o konuşmacının anlatımları ile Contagion filmindeki o kurgunun, gerçek hayatta yaşananlar arasında enteresan benzerlikler olduğunu yıllar sonra şimdilerde görmenin şokunu yaşıyorum.

Bir gün, o iddialar ve kurgunun gerçek hayatta karşıma çıkacağını hiç mi hiç düşünmemiştim.

Birileri bana “bu iddialar ve kurgular gerçekleşecek ve bir gün sende bu gerçekleri yaşayarak göreceksin” dese asla beni inandıramayacaktı.

Bugün, Koronavirüs salgını dünyada hız kesmeden yayılırken, “keşke o konuşmacıyı can kulağıyla dinleyip notlar alsaydım, keşke adını öğrenip konferans sonunda onunla tanışmış olsaydım” diyerek kendi kendime hayıflanıyorum.

Çünkü o konuşmacı bir uzmandan öte bana göre bir kâhindi.

Şimdi ise o ‘Davos kâhini’nin anlattıklarını yeniden hatırlamaya çalışıyorum. 

Koronavirüsle birlikte o film, dünyada yeniden gündem oldu.  

Koronavirüsün sadece adı farklı ancak etkisi ve yayılışı aynen o filmde aktarıldığı gibi...

Film, ABD’de Apple mağazaları üzerinden en çok indirilen yapımlardan biri oldu. 

Senaryosu önceden yazılmış bir oyun mu?

 ‘Davos kâhini’nin iddiaları ve o filmin senaryosu birileri tarafından hazırlanmış olması bir algı operasyonu da olsa, gerçekten enteresan ve düşündürücüdür.

Çünkü, yıllar sonra o iddia ve kurgular yaşanarak karşımıza çıkıyor.

Demek ki; bazı filmlerin kurguları ve bazı iddialar o an bize inandırıcı gelmeseler de  zaman sonra yaşanan gerçeklerin bir hülasası olabileceği gerçeği olarak  karşımıza çıkabileceği ihtimal dahilinde olduğu düşünülmelidir.

‘Davos kâhini’nin anlatım ve iddiaları ile Contagion filmindeki o kurgu gibi…

Diğer bir ifadeyle, o konuşmacı yani ‘Davos kâhini’nin iddiaları ve o filmin kurgusu yıllar sonra gerçek hayatta meydana gelen olaylar olarak karşıma çıktıktan sonra “Senaryosu önceden yazılmış bir oyun mu?” sorusuna HAYIR deme şansım yok.

Bu virüsün kendi başına oluştuğu veya yayıldığına artık inanmam mümkün değil.

“Kim veya kimler yaptı” sorusunun cevabı

Kim veya kimler ne için yaptığı sorularına ise cevap verecek bilgi ve belgeler elimde mevcut değil.

Velakin gelinen noktada yaşananlar, koronavirüs (Kovid-19) salgınının doğusu ve batısı, zengini ve yoksulu, zayıfı ve güçlüsü ile  tüm dünyayı esir aldığını göstermiştir.

Ayrıca, er ya da geç bu salgın sona erse de şimdiye kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemlerde de hükümetlerin alacakları  zorunlu tedbir kararları hayatımızda büyük ve derin değişimler bırakacağı muhakkaktır.

Bu kararların, sağlık sistemi altyapısını ve mekanizmalarını değiştirmesinin yanısıra uzun vadeli ekonomik, siyasi ve kültürel dönüşümleri de beraberinde getirecektir.

Borsalardaki sert düşüşler devam ediyor.

Dünyaca ünlü 12 Petrol şirketinin %50’lere varan kayıpları söz konusu.

Dünyanın ilk 500 dev firması 2.9 trilyon dolar kayıpta olduğunu duyurdu.

Kısacası; Pandemi nedeniyle alınan önlemler ve karşı karşıya kalınan kısıtlamalar yüzünden sağlık bakımından olduğu kadar ekonomik bakımından da dünya bir çıkmazın içine sürükleniyor. 

Tam da bu dönemde küresel sermayenin faiz lobileri kapılarını sonuna kadar açmış olmaları dikkat çekmektedir.

IMF’den borç para isteyen ülke sayısı 80’i aşmış durumda.

Şimdi asıl sorun, bu değişim ve dönüşümün getireceği artılar ve eksilere göre hangi ülkelerin neler kazanıp neler kaybedeceğidir.

Daha doğrusu:

 “o kim veya kimler yaptı?” sorularının cevabını bu süreçte kimler kaybederken, kimlerin faiz üzerinden vurgun yaptığında bulmak mümkündür.



Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz